GEÇMİŞİNİ BİLDİĞİN KADAR MATEMATİKÇİSİN
5321 kez gösterim alındı.

Üst Başlıklar
GEÇMİŞİNİ BİLDİĞİN KADAR MATEMATİKÇİSİN
SAYILAR(I. BÖLÜM)
SAYILAR(II. BÖLÜM)
SAYILAR(III. BÖLÜM)
SORULAR 1
İçerik oylama
 
 
 
 
 
GEÇMİŞİNİ BİLDİĞİN KADAR MATEMATİKÇİSİN…

Bu güne kadar genel bazı tanımlarla matematiğin ne olduğu açıklanmaya veya kısaca ifade edilmeye çalışılmıştır. Ben “ Matematik, insanda mantıklı düşünmeyi geliştiren bir sistemdir” t anımlamasının daha çok ele alınması gereken, daha çok üzerinde durulması gereken bir tanımlama olduğu kanısındayım çünkü matematikle ilgili tanımlar yapılırken genel yaklaşım zaten sayı, hesap, ölçüm, çizim için gerekli bir ders olduğu yönündedir ve belki de bizi en çok sıkıntıya sokan hadise de burada ortaya çıkmaktadır. Matematiği hesap yapmakla karıştırmamak gerektiği fikrindeyim. Ancak görüyoruz ki, ilköğretim okulu 6. sınıfa gelmiş olan öğrencilere “matematik günlük hayatta ne işe yarar” sorusu yöneltildiğinde genelde alacağımız cevap:

“Bu gün bir bakkala gitsek peynir ekmek alırken para verdiğimizde para üstünü alırken matematiği kullanırız” dan öteye gitmemektedir ve belki tıpkı bazı emekleyen çocukların emekleyerek ihtiyaçlarını gördüklerinden dolayı yürüme konusunda tembel davrandıkları gibi bu çocuklar da hesaplamaların kendi ihtiyaçlarını karşılamaya yettiğine inanıp geri kalan konuları takip etmekte tembellik ediyorlardır kim bilir ? Kim bilir biz bile…

Peki ama nasıl yapmalı, nasıl etmeli de Matematik konusundaki bu yargıları ve ön yargıları törpülemeli ?

Bence; her şeyden önce çocuklarımızı “midesi tost; beyni test dolu ucube yaratıklar” olmaktan kurtarmalı eğitim ve öğretimimizi teste dayalı yapmamalıyız. Biliyorum ki çoğunuz şu anda aklından şunu geçiriyor. “İyi ama şu anda sistem tamamen sınavlara dolayısıyla testlere dayalı, biz bu çocukların eğitim ve öğretimini teste dayalı yapmazsak sınavlarda nasıl başarı gösterecekler.” Düşündüğünüzü tahmin ettiğim bu soruya soruyla cevap vermek istiyorum “Acaba bizim burada çözdürdüğümüz testler sayesinde kaç tane öğrenci sınav kazandı ?” yani bence verilmesi gereken esasları çocuklara vermeli, düşünüş yöntemlerini aktarmalı, matematiksel düşünce yapısını oturtmanın gayesi içinde olmalı, test tekniğini onlara kazandırmayı da daha farklı bir platformda ele almalıyız. Zira bir soru ile daha durumun önemini ifade etmek isterim “Acaba bizce amaç çocuklara sınav kazandırmak mı yoksa sınavı kazansın ya da kazanamasın düşünmesini bilen, yorum yapan ve fikir üreten insanlar yetiştirmek mi ?” kaldı ki eğer bizler gerçekten düşünmesini bilen, yorum yapan ve fikir üreten kişiler yetiştirirsek onlara test tekniğini kavratmak ve sınavla ilgili hususları ifade etmek hiç de zor olmayacaktır. Kısaca özetleyecek olursak; bence esas olan toplama yaparken paydaları eşitlemeyi bilmek değil; esas olan paydaları neden eşitlememiz gerekiyor onu bilmektir.

Bunun yanı sıra bir çocuk ilköğretim okulu 1. sınıfa başladığında okuma yazmayı öğrenene kadar geçen telaşın ardından, çocuk okula iyice alıştığında büyükleri ona derslerini sorar:

-Dersler nasıl gidiyor ?

-İyiiiiii…

-İyi mi pekiyi mi…

-Pekiyi !?

-Pekala MATEMATİK nasıl…

işte burada ipler kopuyor zaten ilk soru dersler nasıl iken soru zincirleri MATEMATİK nasıl la sona eriyor. Tabii ki her çocuk birebir bu örneği yaşamıştır demiyorum ama benzeri örnekler bizim çocukluğumuzda bile karşımıza çıkmıştır, buradaki asıl anlatmaya çalıştığım öyle ya da böyle çocuklarımıza sorduğumuz sorularla veya kullandığımız ifadelerle matematiği diğer derslerden ayırırız ve iplerin kopmaya başladığı anlardan biri de bu andır işte. Artık çocuk için matematik fazladan çaba gösterilmesi gereken, diğer derslerden tamamen farklı ve hatta korkulması gereken bir derstir. Eğer bu konuda başarı gösterirse çocuk kendisini olağan üstü yetenekli ve başarılı görür. Tabii ki buradaki sorun matematiği başaran çocuğun kendine olan güveninin artması değildir buradaki asıl sorun kendisine bu kadar önemli bu kadar diğer derslerden farklı ve bu kadar korkulması gereken bir ders olarak gösterilen matematikten küçük bir sendelemeyle dahi tamamen uzaklaşması, inadının kırılması ve korkularının gerçeğe dönmesidir ve gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki yıllar sonra bu durum şöyle aptal bir yaklaşımla karşımıza çıkar. Sayısalcı adam zeki adamdır; diğerleri eh işte. Oysa hangi konuda olursa olsun başarılı olan insanlar matematiksel düşünebilen, analitik düşünce yapısına sahip insanlardır, ancak sayısalcı olmayan insanlar küçük sendelemeler yüzünden matematikten korkmuş, uzaklaşmış uzaklaştıkça korkmuş ve korktukça uzaklaşmış ve nihayetinde tamamen matematiğe karşı duyarsız hale gelmiş insanlardır, dolayısıyla kendilerindeki matematik becerisinin farkında bile değillerdir. Sonuç olarak bence çocuklarda önyargı oluşturabilecek her türlü yaklaşımdan kaçınmalı ve olayı fazla abartmadan sabırla matematiksel düşünmeyi ve dolayısıyla   yorum yapma gücünü onlara aktarmalıyız.

            Sözü fazla uzatmadan bir tespitimi daha paylaşmak istiyorum.

Bir an kendimizi dilini hiç bilmediğimiz ama yazı dilinde kullanılan harfleri tanıdığımız bir ülkede bir mağazanın önünde düşünelim örneğin ben kendimi Portekiz’de düşünüyorum. Bu mağazanın vitrinindeki yazının harflerini bildiğim için kendimce okurum ancak okuduğumdan ne anladığım meçhuldür bile diyemiyorum çünkü hiçbir şey anlamam, bana korkutucu boyutta gelen şey tabii ki bu değildir, korkunç olan öğrencimin kendi dilinde verilen bir problemi okuması ve benim Portekiz’deki mağazanın vitrinine baktığım gibi soruya bakmasıdır.

 Bence esas olan bir çocuğun ortalama 5 saniyede 20 kelime okuması değil normal bir hızla okuyup okuduğunu anlaması ve mutlaka anladığını anlatması; yorumlamasıdır.

GEÇMİŞİNİ BİLDİĞİN KADAR MATEMATİKÇİSİN…

Bir çocuk düşünelim okula gitmek istemiyor, belki istiyor da o gün canı çekmiyor çocuğun ve gidesi yok okula ve anne ya da baba fark ediyor durumu; iki yol var problemi çözecek, ya dayak atacaklar ya da oturup konuşarak ikna edecekler. Bu iki yola baktığımızda problemi çözecek bir tek yol olduğu görülüyor zaten ama çocuğun okula gitmesini problemin çözümü kabul edelim.

Varsayımlar:

  1. Anne baba I. Yolu tercih etti (DAYAK)

Kısa vadede sonuçlar: Çocuk okula gider ve aslında özünde problem çözülmemiştir.

Uzun vadede sonuçlar:

a) Çocuk anne ya da baba olduğunda, aynı problemle karşılaştığında, zamanında kendisine uygulanan yolun aslında hiçbir çözüm olmadığını gördüğü halde aynı yolu yani şiddeti çocuğuna uygular ki bu durumda bu kişinin matematiksel düşünceyle hiçbir alakası yoktur.

b) Çocuk anne ya da baba olduğunda, aynı problemle karşılaştığında, zamanında kendisine uygulanan yolun aslında hiçbir çözüm olmadığını gördüğü için ve diğer yolun çözüm olduğunu düşündüğünden ikinci yolu tercih eder ki bu geçmişinden ders almış matematiksel düşünebilen bir kişidir.

2. Anne baba II. Yolu tercih etti (KONUŞARAK İKNA)

Kısa vadede sonuçlar: Çocuk okula gider ve gerçekten problem çözüme kavuşmuştur.

Uzun vadede sonuçlar:

a) Çocuk anne ya da baba olduğunda, aynı problemle karşılaştığında, zamanında kendisine uygulanan yolun geçerli yol olduğunu görür ve kendi çocuğuna da aynı yolu uygular ki bu kişi geçmişini bilen ve bu bilgisini benzer problemlerde uygulayarak çözüme ulaşan kişidir.

 

b) Çocuk anne ya da baba olduğunda, aynı problemle karşılaştığında, zamanında kendisine uygulanan yolun geçerli yol olduğunu görür ama kendi çocuğuna aynı yolu uygulamayı tercih etmez ki bu kişi geçmişiyle uzaktan yakından alakası olmayan bilgilerini problem çözmede kullanamayan matematikten yoksun bir kişidir.

Burada asıl ifade etmek istediğim şudur:

Bence; bir denklemin çözümündeki yaklaşımla az önceki bahsettiğimiz problemi çözerken ki yaklaşım farklı iki yaklaşım olarak görülemez, ikisinde de bildiklerinden yararlanarak bilinmeyeni bulma yaklaşımı söz konusudur ki buradan şu sonuç ortaya çıkar:

Matematik sadece sayılarla veya harfli ifadelerle hesap veya işlem yapmak değildir; matematik bu hesapları yaparken ki düşünüş şeklidir.

Tüm bu bahsettiklerimden sonra gönül rahatlığı içinde söyleyebilirim ki; geçmişini bildiğin kadar matematikçisin; çünkü bildiklerinden yararlanarak bilinmeyeni çözmendir matematik.

 

 

Eser ŞENYÜREK

Matematik Öğretmeni