Ertugrul Gazi
3218 kez gösterim alındı.

Üst Başlıklar
İçerik oylama
     
                                                                  Ertuğrul Gazi
Osmanlı Devletinin kurucusu olan Osman Gâzinin babası. Oğuzların Bozok koluna bağlı Kayı boyundan Süleyman Şahın oğludur. Cengiz’in İslâm memleketini talan ettiği sırada babası, Selçuklu topraklarında yaşamak üzere kabîlesiyle berâber ülkesini terk etmiş, Amu Deryâ’yı geçip, Oğuzların yoğun olduğu Ard havzasına gelmişti. 1220’lerde Horasan’ın kuzey sınırına, oradan Karakum Gölünün güneyine, oradan da Merv yoluyla Ahlat’a ulaşmıştı. Moğol ateşinin Doğu Anadolu’yu da sarması üzerine kabîlesine daha uygun bir yer arayan Süleyman Şah, Rakka civarında Ca’ber Kalesi yakınında Fırat Nehrinden geçerken boğuldu.

Babalarının vefâtından sonra, Ertuğrul Gâzi kabîleye reis seçildi. Ağabeyleri Sungur Tekin ve Gündoğdu, kendilerine tâbi kabîle mensuplarıyla berâber Ahlat’a geri döndüler. Ertuğrul Gâzi ise, kardeşi Dündâr Beyle berâber batıya hareket etti.

Sivas yakınlarında konakladıkları sırada Selçuklu ordusu ile büyük bir Moğol birliğinin savaşına şâhid oldular. Selçukluların yenilmekte olduğunu görünce, yiğitlik ve mertlik esaslarına göre, kuvvetleriyle onların yardımına koşan Ertuğrul Gâzi gâlip gelmelerini sağladı. Bunun üzerine Selçuklu Devletinin hükümdârı bulunan Sultan Alâeddîn, Ertuğrul Gâziye iltifât ederek hil’at gönderdi ve Ankara yakınındaki Karadağlar mıntıkasını ıktâ olarak verdi (1230). Ertuğrul Bey, bir müddet burada kaldıktan sonra, oğlu Savcı Beyi Konya’ya gönderince, Bursa ile Kütahya arasındaki Domaniç Dağları yaylak, Söğüt ile Karacaşehir kışlak olmak üzere kendilerine verildi. Bunun üzerine Ertuğrul Gâzî aşiretiyle berâber gelip, Söğüt ve Domaniç’e yerleşti. O civarlarda oturan Afşar (yâhut Alişar) ve Çavdar aşîretlerinin etrâfa verdikleri zararlara mâni oldu. Hıristiyan tekfûrlarla da iyi geçinmeye dikkat etti. Adâleti, halka olan iyi muâmele ve yardımları o kadar çoktu ki, Hıristiyan tebaa bile kendisini sevip sayıyordu. Ertuğrul Gâzinin günden güne kuvvetlenmesi Karacahisar tekfûrunu kendisine cephe almaya yöneltti. Bunun üzerine Ertuğrul Gâzi Konya’ya giderek Sultan Alâeddîn’i bu hisarın fethine teşvik etti ve berâberce gelerek Karacahisar’ı kuşattılar. Moğolların Konya Ereğlisi’ni kuşatması üzerine, Sultan Alâeddîn geri döndü. Ancak Ertuğrul Gâzi muhâsaraya devâm etti. Bir müddet sonra kaleyi fetheden Ertuğrul Gâzi, tekfûru ve diğer esirleri kardeşi Dündar Gâzi ile birlikte Konya’ya Sultan’a gönderdi.

Ertuğrul Gâzi, Selçuklu Sultânı Alâeddîn’in vefâtına kadar altı sene etrâfın fethi ve İslâmiyetin yayılması için bütün gayreti ile çalıştı. Sultânın vefâtından sonra, Selçuklu hükümdârları arasındaki taht ve taç kavgalarına karışmayarak Söğüt uç bölgesinde tekfûrlarla mücâdeleye devâm etti. 1281 yılında 92 veya 96 yaşındayken Söğüt’te vefât ederek oraya defnedildi.

Ertuğrul Gâzi, çevresinde bulunan beyliklerden devletlerin durumlarını ve siyâsî şartlarını gâyet iyi değerlendirirdi. Komşuları ile dâimâ iyi geçinerek aşîret ve tebaasını güçlü bir durumda huzûr ve râhat içinde yaşattı. Çok cömert olan Ertuğrul Gâzi, fakirlere, düşkünlere dâimâ yardım ederdi. Yarım asır adâletle idâre ettiği bölgede Hıristiyanlara da İslâmiyeti sevdirdi.

Ertuğrul Gâzinin ölümünden sonra, küçük oğlu Osmân Gâzi, kavim ve kabîlesinin reisi oldu. Osman Beyin bağrından çıkarak denizleri, diyarları, kıtaları ve ülkeleri muhteşem dalları arasına alacak olan çınarın kökü toprağa yayılmaya başladı. Öyle ki, bu çınarın gölgesi altında bütün insanlık, Asr-ı Saâdetten sonra, bir daha görüp hayâl edemediği bir şekilde tam altı asır yaşadı.

           
 
 
 Ertuğrulgazi Türbesi

Ertuğrul Bey, Kayı Boyu Türklerinin değerli önderi; Kayı boyu ise Osmanlı Devleti’nin nüvesi, çekirdeği olmuştur. Onun önderliğinde Söğüt ve dolaylarında kök salan cesur ve mert savaşçıların oluşturduğu 400 çadırlık uç beyliğinden bir devlet doğmuştur.

Bizans akınları karşısında Selçuklu Ordusu yanında yer alan ve başarılar kazanan Kayı Boyu Aşireti Reisi Ertuğrul Gazi’ye, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad Bizanslılara karşı kazandığı zaferlerden dolayı, Söğüt’ü kışlak, Domaniç’i yaylak olarak vererek; Kayıların Söğüt Kasabası civarına gelerek yerleşmelerini sağlamış, kendisini de Sancak Beyi tayin etmiştir.

Anadolu’yu Türklerden temizlemek isteyen Bizans Hükümdarlarına karşı genç ve dinç bir kuvvet olarak yarım asır karşı koymak suretiyle Türklerin Anadolu’da yerleşmesini ve kalıcılığını sağlamış ve savaş alanlarında gösterdiği cesaret ve kahramanlıklarla “Gazi” unvanını almıştır. 1281 yılında 93 yaşında vefat etmiştir.

Türbenin yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, ilk olarak Osman Gazi tarafın-dan açık mezar olarak yapılmış, daha sonra Çelebi Mehmet tarafından türbe haline getirilmiştir. çevresi geniş duvarlarla çevrili, ağaçlandırılmış bir bahçe içerisinde yer alan türbe en son 1886-1887 tarihlerinde II. Abdülhamit tarafından onarılmıştır.

Türbenin bahçesinde; Ertuğrulgazi’nin karısı Halime Hatun, Osmanbey’in geçici kabri, Ertuğrulgazi’nin kardeşi Dündar Bey, oğlu Savcı, Osman ve Orhan Beyler’in silah ve sır arkadaşları olan Akçakoca, Konur Alp, Aykut Alp, Turgut Alp, Samsa Çavuş, Karamürsel, Abdurrahman Gazi ve Emin Ali’nin kabirleri bulunmaktadır.